Çalışanlar Neden İşten Ayrılıyor? Bağlılığı Etkileyen Görünmeyen Nedenler
Çalışanlar Neden İşten Ayrılıyor? Bağlılığı Etkileyen Görünmeyen Nedenler
Bir çalışan işten ayrıldığında çoğu zaman ilk akla gelen neden ücrettir. Elbette ücret önemlidir. Ancak çalışanların ayrılma kararının arkasında yalnızca daha yüksek maaş teklifi bulunmaz. Bazen sorun, uzun süredir görülmeyen bir emek; bazen dinlenmeyen bir fikir, bazen de artık gelişemediğini düşünen bir çalışanın sessiz hayal kırıklığıdır.
İşten ayrılma kararları genellikle bir günde verilmez. İnsanlar önce çalışma isteklerini, ardından kuruma duydukları güveni ve son olarak da aidiyetlerini kaybeder. İstifa dilekçesi ise çoğu zaman bu sürecin yalnızca görünen son adımıdır.
İnsanlar işten değil, yaşadıkları duygudan ayrılır
Çalışan bağlılığı yalnızca yan haklar, sosyal etkinlikler veya özel günlerde verilen hediyelerle oluşmaz. Asıl bağlılık, çalışanın günlük iş yaşamında kendisini nasıl hissettiğiyle ilgilidir.
· Çalışan kendisini değerli hissediyor mu?
· Yöneticisi tarafından dinleniyor mu?
· Gösterdiği çabanın fark edildiğini düşünüyor mu?
· Geleceğini bu kurumda görebiliyor mu?
Bu sorulara uzun süre olumsuz cevap veren bir çalışanın kurumla bağı giderek zayıflar. Üstelik bu süreç her zaman dışarıdan fark edilmez. Çalışan görevlerini yerine getirmeye devam eder, toplantılara katılır ve işini tamamlar. Ancak artık eskisi kadar fikir üretmez, sorumluluk almak istemez ve kurumun geleceğiyle kendisi arasında bağ kurmaz.
Fiziksel olarak iş yerindedir ama duygusal olarak uzaklaşmaya başlamıştır.
Görülmeyen emek, bağlılığı sessizce azaltır
Her çalışan yaptığı işin sürekli övülmesini beklemez. Fakat emeğinin fark edilmesini ister. Yoğun dönemlerde sorumluluk alan, ekibine destek olan veya işlerin aksamaması için fazladan çaba gösteren bir çalışan, bunların hiç görülmediğini hissettiğinde zamanla motivasyonunu kaybedebilir.
Takdir etmek büyük bütçeler gerektirmez. Zamanında söylenen samimi bir teşekkür, çalışanın katkısının açıkça ifade edilmesi veya yöneticisinin emeği fark ettiğini göstermesi çoğu zaman tahmin edilenden daha değerlidir.
Çünkü insanlar yalnızca çalıştıkları kurumdan ücret almak istemez; ortaya koydukları emeğin bir anlamı olduğunu da görmek ister.
Yöneticiyle kurulan ilişki belirleyicidir
Bir çalışanın kurum hakkındaki düşüncesini çoğu zaman en yakın yöneticisi şekillendirir. Açık iletişim kurmayan, yalnızca hata olduğunda konuşan, çalışanlar arasında adalet duygusunu zedeleyen veya sürekli kontrol etmeye çalışan bir yönetici, güçlü çalışanların bile kurumdan uzaklaşmasına neden olabilir.
İyi yöneticilik sadece iş dağıtmak ve sonuçları takip etmek değildir. Gerektiğinde dinlemek, yol göstermek, geri bildirim vermek ve çalışanın önündeki engelleri kaldırmak da yöneticinin sorumluluğudur.
Çalışanlar zorlayıcı hedeflere, yoğun dönemlere ve değişime uyum sağlayabilir. Ancak sürekli belirsizliğe, adaletsizliğe ve değersiz hissetmeye uzun süre dayanamaz.
Gelişim yolu görememek
İnsanlar bulundukları pozisyonda kalıcı olarak sıkışıp kaldıklarını düşündüklerinde yeni seçeneklere bakmaya başlar. Buradaki gelişim yalnızca terfi anlamına gelmez. Yeni bir beceri kazanmak, farklı bir projede görev almak, sorumluluk alanını genişletmek veya deneyimini paylaşabileceği bir rol üstlenmek de gelişimin parçasıdır.
Kurum içinde nasıl ilerleyebileceğini bilmeyen bir çalışan, kariyer yolunu başka bir kurumda arayabilir. Bu nedenle çalışanlara sadece bugünkü görevlerini değil, gelecekte ulaşabilecekleri noktaları da göstermek gerekir.
“Burada benim için bir gelecek var mı?” sorusu cevapsız kaldığında, dışarıdan gelen teklifler daha cazip hâle gelir.
Adalet duygusunun zedelenmesi
Çalışan bağlılığını etkileyen en hassas konulardan biri adalet algısıdır. Benzer işi yapan çalışanlar arasında açıklanamayan farklılıklar, performansın objektif değerlendirilmediği düşüncesi, terfi kararlarının şeffaf olmaması veya bazı çalışanlara ayrıcalık tanındığı algısı kuruma duyulan güveni zedeler.
Her karar herkesi memnun etmeyebilir. Ancak kararların hangi ölçütlere göre verildiğinin bilinmesi, sürecin tutarlı yürütülmesi ve çalışanlara açıklama yapılması önemlidir.
İnsanlar her zaman istedikleri sonucu alamayabilir. Fakat adil bir süreç yaşadıklarına inanırlarsa kuruma duydukları güveni koruyabilirler.
Sürekli iş yükü ve tükenmişlik
Yoğunluk bazı dönemlerde kaçınılmaz olabilir. Sorun, bu yoğunluğun geçici olmaktan çıkıp çalışma biçimine dönüşmesidir. Sürekli eksik kadroyla çalışmak, belirsiz görev tanımları, bitmeyen acil işler ve dinlenmeye fırsat bulamamak, çalışanları zamanla tüketir.
Tükenmişlik yaşayan bir çalışan her zaman bunu açıkça dile getirmez. Daha sessiz olabilir, hata yapmaya başlayabilir, işe karşı ilgisini kaybedebilir veya daha önce önem verdiği konulara karşı duyarsızlaşabilir.
Bu işaretleri yalnızca performans düşüşü olarak değerlendirmek yerine altında yatan nedeni anlamaya çalışmak gerekir.
Çıkış görüşmesinden önce konuşabilmek
Çalışanların neden ayrıldığını anlamak için yalnızca çıkış görüşmelerine güvenmek yeterli değildir. Çünkü o noktada karar büyük ölçüde verilmiştir. Asıl önemli olan, çalışan henüz kurumdayken düzenli ve samimi iletişim kurabilmektir.
Yöneticilerin şu soruları zaman zaman çalışanlarına sorması birçok sorunun erken fark edilmesini sağlayabilir:
· İşini yaparken seni en fazla zorlayan konu nedir?
· Burada çalışmaya devam etmeni sağlayan şey ne?
· Değiştirme imkânın olsa hangi süreci değiştirirdin?
· Gelişimin için bizden nasıl bir destek bekliyorsun?
· Seni kaybetmemize neden olabilecek bir konu var mı?
Bu soruların sorulması kadar verilen cevapların gerçekten dinlenmesi de önemlidir. Çalışanlar görüşlerinin hiçbir şeyi değiştirmediğini düşünürse bir süre sonra konuşmayı bırakır.
Bağlılık bir proje değil, günlük deneyimdir
Çalışan bağlılığı yılda bir kez yapılan anketle başlayan ve rapor hazırlandığında tamamlanan bir çalışma değildir. Her gün verilen kararların, kurulan iletişimin ve yaşatılan çalışma ortamının toplamıdır.
Bazen küçük görünen bir davranış çalışan için büyük bir anlam taşır. Dinlenmek, adil değerlendirilmek, gelişim fırsatı bulmak, yaptığı işin değerini görmek ve kendisine güvenildiğini hissetmek…
Çalışanları kurumda tutan yalnızca iyi bir teklif değil, iyi bir çalışma deneyimidir. Bu nedenle “Çalışanlarımız neden ayrılıyor?” sorusunu sormadan önce şu soruya cevap vermek gerekir:
Çalışanlarımızın burada kalmak istemesi için onlara nasıl bir deneyim sunuyoruz?
Daha Fazlasını Keşfedin
Bu konuyla ilgili en iyi çözümleri ve firmaları listemizde bulabilirsiniz.