Bu tabloyu çok sık görüyorum ve neredeyse her seferinde sorunun adaylarda değil, şirketin kendi iç beklemelerinde olduğu çıkıyor. İlk işim süreci ölçmek olurdu: 55 günü tek bir sayı olarak değil, aşamalara bölerek görmeniz lazım.
Son 20-30 işe alımınız için şu tarihleri çıkarın: talep onayı, ilanın yayını, ilk başvuru, ön eleme, ilk mülakat, son mülakat, teklif onayı, teklifin iletilmesi. Genellikle günlerin yarıdan fazlasının "aday bekliyor ama şirket hareket etmiyor" aralıklarında geçtiğini göreceksiniz.
Sonra şu adımları öneririm:
- Kadro onayını işe alımdan ayırın. Bütçede olan pozisyon için ilan öncesinde ayrıca imza istemeyin; onay zincirini yıllık plana taşıyın.
- Yöneticilerle başta bir "işe alım sözleşmesi" yapın: CV'lere 48 saat içinde dönüş, mülakat için haftada belirli sabit saatler.
- Mülakat turlarını birleştirin. Teknik ve yönetici görüşmesi çoğu zaman aynı gün, art arda yapılabilir. Üç turdan fazlası çoğu beyaz yaka rol için gereksiz.
- Teklif yetkisini önceden tanımlayın. Ücret bandı içinde kalan tekliflerde genel müdür imzası şart olmamalı; band dışı durumlar için istisna akışı yeterli.
- Adayla iletişimi sıklaştırın. Süreç uzasa bile haftada bir "neredeyiz" bilgisi vermek kaybı ciddi oranda azaltır.
Sık yapılan hata, hızlanmak için değerlendirme kalitesini düşürmek. Oysa kısaltılması gereken mülakat sayısı değil, mülakatlar arasındaki bekleme. Yapılandırılmış sorular ve ortak puanlama formu kullanırsanız daha az görüşmeyle daha güvenilir karar verirsiniz.
Son olarak, aşama bazlı süreleri aylık olarak yöneticilerle paylaşın. Hangi birimin darboğaz olduğu görünür olduğunda, davranış kendiliğinden değişmeye başlıyor.