Yönetimin amacı anlaşılır: gelişimi görünür ve önemli kılmak. Ancak tamamlama oranını ya da rozet sayısını doğrudan performans puanına katmak, genellikle bu amaca hizmet etmiyor. Öğrenme verisi bir girdi olarak değerli, ama tek başına bir performans ölçütü değil.
Doğrudan dahil etmenin riskleri:
- Davranış çarpıklığı: Tamamlama oranı puana etki ederse çalışanlar içeriği hızla geçmeye, en kısa eğitimleri seçmeye yönelir. Rakam yükselir, öğrenme yükselmez.
- Erişim eşitsizliği: Yoğun dönemde çalışan ekipler, sahada olanlar ya da vardiyalı çalışanlar aynı öğrenme süresine sahip olmayabilir. Bu, değerlendirmede haksızlık algısı yaratır.
- Öğrenme platformunun güvenilirliği: Platform, çalışanların hata yapıp denediği güvenli bir alan olmaktan çıkıp bir değerlendirme aracına dönüşür.
- Rozetlerin anlamının kayması: Gelişimi tanıma aracı olan rozetler, toplanması gereken şartlara dönüşür.
Önerdiğim yaklaşım:
- Zorunlu ve yasal eğitimleri ayrı tutun. Bunların tamamlanması bir uyum konusudur ve performans puanından bağımsız takip edilmelidir.
- Performansta "gelişim hedefi" kavramını kullanın. Yönetici ile çalışan dönem başında bir gelişim hedefi belirlesin; değerlendirmede bu hedefin ne kadar gerçekleştiği ve öğrenilenin işe nasıl yansıdığı konuşulsun. LMS verisi bu sohbetin kanıtlarından biri olur.
- Yetkinlik rozetlerini, sadece kanıta dayalı olanlarla sınırlı tutarak destekleyici bilgi olarak kullanın.
- Yöneticilere LMS verisini nasıl okuyacaklarını anlatın. "Az eğitim tamamlamış" ile "gelişmemiş" aynı şey değil.
Sık yapılan hata, entegrasyon var diye her veriyi değerlendirme ekranına taşımak. Entegrasyonun gücünü, yöneticinin gelişim sohbetini kolaylaştırmak için kullanın: ekranda çalışanın tamamladığı ve devam ettiği gelişim adımları görünsün, ama otomatik bir puan üretmesin.
Bu kararı verirken çalışan temsilcileriyle ya da bir pilot grupla konuşmanızı öneririm. Çalışanların bu uygulamayı nasıl algılayacağını önceden bilmek, değişimi kabul ettirmeyi kolaylaştırır.