Kişi başı eğitim saati bir faaliyet göstergesi; ne kadar çalıştığınızı gösterir, ne fark yarattığınızı değil. Genel müdürün sorusu aslında dashboard'u faaliyet seviyesinden etki seviyesine taşımanızı istiyor. Elinizdeki üç veri kaynağı bunun için iyi bir başlangıç.
Dashboard'u katmanlı kurmanızı öneririm:
- Faaliyet ve erişim: Kişi başı eğitim saati, zorunlu eğitim tamamlama oranı, birim ve seviye bazında erişim. Bunları tutun ama tek başına sunmayın. Erişimdeki eşitsizlikler, örneğin sahadaki çalışanların hiç eğitim almaması, önemli bir bulgu olabilir.
- Öğrenme: Ön test ve son test farkı, sertifikasyon başarı oranları. LMS verinizden çıkarabilirsiniz.
- Davranış ve uygulama: Eğitimden birkaç ay sonra yöneticiye ve katılımcıya sorulan kısa bir anket: "Eğitimde öğrendiklerini işinde uyguluyor mu?" Bu katman genellikle atlanıyor ama en değerli olanı.
- İş sonucu ve kariyer: Gelişim programına katılanların performans puanı değişimi, programdan sonraki terfi oranı, iç dolum oranı (açık pozisyonların içeriden doldurulma yüzdesi), kritik pozisyonlarda hazır halef sayısı.
Terfi kayıtlarınız burada çok işinize yarar. Örneğin bir yönetici gelişim programı yürütüyorsanız, katılımcıların sonraki iki yıl içinde yönetici rolüne geçme oranını ve bu rollerdeki ilk yıl başarısını takip edebilirsiniz.
Dikkat edilmesi gereken bir nokta: performans veya terfi farkını tamamen eğitime bağlamayın. Programa seçilen kişiler zaten daha yüksek potansiyelli olabilir. Mümkünse benzer profilde katılmayan bir grupla karşılaştırın ve bunu raporda dürüstçe belirtin.
Pratik öneriler:
- Her büyük program için baştan bir iş hedefi tanımlayın; etkiyi ancak neyi değiştirmek istediğinizi biliyorsanız ölçebilirsiniz.
- Dashboard'u her ay değil, etki metrikleri için çeyreklik güncelleyin.
- Tüm eğitimler için etki ölçümü yapmaya çalışmayın; en büyük bütçeli ve stratejik birkaç programla başlayın.
Sık yapılan hata, memnuniyet puanını başarı göstergesi olarak sunmak. Katılımcının eğitimi beğenmesi önemli, ama öğrendiği anlamına gelmiyor.